 |
|
|
 |
|
|
 |
Online :
|
2
|
Bugün :
|
165 |
Toplam :
|
326210 |
|
|
|
|
|
Anlatım (Takrir, Sunma) Metodu |
"Şayet eğitimin amacı sadece bir konuda veya alanda
bilgi sahibi kılmaksa... takrir metodunu kullanmak
tartışma metodunu kullanmaktan çok daha iyidir. Yok
eğer, eğitimin amacı problem çözümleyecek nitelikte
bazı yetenek ve hünerlerin geliştirilmesi ise, o
takdirde en yetersiz sınıf tartışması bile bir çok
takrirden daha üstündür."
B.Bloom
Eğitim tarihinde ve günümüzde en yaygın ve en çok
kullanılan, ve aynı zamanda "en eski" niteliğini de
taşıyabilecek bir öğretim metodudur. Dolayısıyla,
geleneksel bir metoddur.
Eğitimin örgün hale geldiği Antikçağ Yunan
okullarında, Ortaçağ medreselerinde ve
hıristiyan okullarında,
okulda anlatılan konular dolayısıyla, öğretim
genelde bu metoda dayanıyordu. Gerek bilim ve toplum
felsefesi gerekse dinî konular en iyi şekilde ancak
sözle anlatılabiliyordu. Öğrenciler genellikle pasif
alıcı durumda idiler ve sadece dinleyerek, not
tutuyorlardı.
Bu metod, bugün de
genellikle sosyal bilimler alanında ağırlıklı olmak
üzere, sözlü anlatım gerektiren hemen bütün
eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanılmaktadır.
İnsan bilgisi, şimdiye kadar büyük ölçüde sözlü veya
yazılı dil ile ifade edilip
saklanagelmiştir. Eğitim vasıtasıyla kısa
zamanda organize bilgi sunulmak isteniyorsa,
kullanılacak en iyi metod
budur.
Bilgi düzeyindeki davranışların kazandırılmasında
çok etkili olan bu metod,
aynı anda çok sayıda kişiye hitap edilebilmesi
dolayısıyla da avantajlıdır.
Ancak bu metodun iyi kullanılabilmesi, öğretmenin
kişiliğine, bilgisine, ses tonuna, konuşma gücüne
(konuşma temposu, melodisi, telaffuzu, süre
ayarlama), diyalektik metodu iyi kullanmasına, jest
ve mimiklerine bağlıdır. Bu
metodla ders anlatılırken drama tekniği,
tasvir, açıklama ve hikâye gayet ustalıkla
kullanılmalıdır.
Anlatım metodunun eksikleri ve kusurlu yönleri:
Anlatma yöntemi, çağdaş eğitimciler tarafından
genellikle çok kötü eleştirilmiş ve hattâ
yasaklanması bile istenmiştir. Bu haksız ve aşırı
değerlendirmeler doğru değildir. Ama gene de anlatma
metodunun bazı kusurlu yönleri vardır:
Anlatma yöntemi daha çok işitme organını
kullanmaktadır. Oysa eğitimde ne kadar çok duyu
organı kullanılırsa o kadar iyi olur. Görmeye dayalı
bilgilerin ve psikomotor
davranışların bu metodla
öğretilmesi çok zordur.
Öğrenci derse aktif olarak katılmadığı için dersi
dinlemeyebilir, öğrenme sorumluluğundan kaçabilir.
Yarım yamalak dinlenilen bir derste de bilgiler tam
olarak özümsenemez ve kısa zamanda unutulur.
Eğer öğretmen; bilgisi, ses tonu, vurgulamaları,
kullanacağı çeşitli tekniklerle dersi dinlenilebilir
bir hale getirmezse, öğrenciler kısa zamanda
sıkılır, motivasyonları düşer ve dersten koparlar.
Kimi uyuklamaya başlar, kimi resim yapar, kimi
etrafındakilerle konuşmaya başlar, kimisi de sınıfta
dersi dinliyor gibi gözükmesine rağmen zihnen ve
ruhen başka yerlere gezmeye gider. İnsanın ilgi
duymadığı konularda dikkatle dinleme süresinin 15-20
dakikayı geçmediği,
dikkati canlı tutmak için sık
sık jest, mimik, ses tonu, konu değiştirme
gibi dikkat çeken teknikleri kullanma gerektiği
unutulmamalıdır.
İyi bir öğretim için, öğretmenin karşısındaki
öğrencilerin bilgi, ilgi, ihtiyaç ve yeteneklerini
tanıması gerekir. Sürekli anlatma yöntemi ile ders
yapan bir öğretmen, tanımadığı bir gruba belli bir
bilgi sistemini anlatmaya çalışır. Bu, âdeta
karanlığa kurşun atmak gibi bir faaliyet olur. Bu
durumda öğrenme büyük ölçüde tesadüfe bırakılmıştır.
Bu metod büyük ölçüde
kitabî bilgilere dayandığından, öğrencileri
araştırma ve inceleme yapma yerine, kalıp bilgileri
ezberlemeye sevkeder.
Tarih boyunca da, bu metodun ortaya çıkardığı en çok
kullanılan öğrenme tekniğinin ezber olduğu
görülmüştür.
Bu metodla yapılan
derslerde öğrencilerle sağlıklı iletişim
kurulamıyorsa, dersin anlaşılıp anlaşılmadığını
ortaya koyacak geri bildirimler (feedback)
alınamaz ve ders kontrolü zayıflar.
Anlatım metodunun iyi yönleri: Tüm eleştirilere
rağmen, anlatım metodunun şu anda eğitim sisteminin
her seviye ve dersinde hâlâ en yaygın olarak
kullanılan bir ders verme biçimi olması, onun bazı
iyi yönlerinin de olduğunu göstermektedir. Bunlar
kısaca şöyle sıralanabilir:
Anlatım yoluyla ders verme metodu her şeyden önce
ekonomiktir. Bir kürsü, bazen bir kara tahta, bir
mikrofonla mükemmel bir öğretim yapılabilmektedir.
Öğretmenin derse hazırlanması uzun sürmeyebilir.
Her türlü bilgi, gözlem, araştırma ve inceleme bu
yolla öğrencilere aktarılabilir. Burada öğretmenin
konuyu iyi bilmesi, bilgi ve gözlemlerini akıcı bir
dille anlatması, gerektiğinde de bazı ders araç ve
gereçlerinden (film, diyapozitif, grafik v.s.)
yararlanması mümkündür.
Bu metod, en esnek
metodlardan biridir. Her
derse, her türlü dinleyici grubuna, her mekâna ve
zamana kolaylıkla uydurulabilir. Küçük gruplarla
yapıldığında gerektiğinde bir sohbet tekniğine
dönüştürülebilir. Grup büyüklüğü 50-60'ı geçince de
konferans tekniği ile ders yapılabilir. Bazen
yüzlerce resimle anlatılamayacak bir bölge, orayı
gezmiş, oralarda yaşamış bir öğretmenin "ağzından
bal damlayan" anlatımı ile tekrar oraları
geziyormuş, bazı önemli olayların içinde
yaşıyormuşçasına öğrenilebilir. Burada öğretmen,
gerektiğinde veya ilginin dağıldığını görürse,
öğretim plânı üzerinde esnek değişiklikler de
yapabilir.
Bu metodla dersin akışı,
dolayısıyla belli bir sıraya göre plânlanmış
bilgilerin aktarımı kolay olur. Öğretmen fazla zaman
kaybetmeden, konunun özünden ve ciddiyetinden fazla
uzaklaşmadan, öğrencilerin dersi "kaynatmalarına"
izin vermeden öğretimin yapılabilmesini sağlar.
Sınıf ve ders kontrolu
burada bütün diğer metodlardan
daha kolay sağlanabilir.
Öğretmen veya dersi sunan kişinin öğrencilerle
kuracağı duygusal sıcaklık, coşkulu veya mantıklı
bir anlatım, öğrencilerle kurulan nezakete dayalı
bir diyalog, onların yapıcı olarak derse
katılmaları, bazen drama tekniğini kullanarak
yapılan bir anlatım sınıfta çok iyi bir "öğrenme
atmosferi"nin oluşmasına ve dolayısıyla mükemmel bir
öğrenmeye yol açar.
Bu metod, diğer bütün
metodlarla birlikte
kullanılabilir. Hattâ gezi, gözlem,
laboratuvar, proje v.s.
gibi çalışmaların hemen hepsinde yer
yer bu metodun
kullanılması zorunlu olmaktadır. Başka bir deyişle,
arada bu metodu kullanmadan hiç bir
metodla ders yapmak
mümkün olmaz.
Bu metodun diğer olumlu yönleri arasında şunlar da
sayılabilir: Konuların kalabalık gruplara
sunulmasının en iyi metodu budur ("Geniş Grup
Tekniği"). Bu öğretim metodu sayesinde öğrenciler
dikkatlerini uzun süre bir konuşmaya vermeyi,
sabırla dinlemeyi, not tutmayı v.s. öğrenirler.
Ayrıca dinleyerek öğrenmeye daha yatkın olan tipler
için, bu, en verimli öğrenme metodudur.
Anlatım metodunun daha etkili olarak
kullanılabilmesi için dikkat edilecek hususlar: Eğer
aşağıdaki hususlara dikkat edilirse, her öğretmenin
kullanmak zorunda olduğu bu
metod, daha güçlü hale getirilebilir.
Bu metodun etkili kullanımı için, öğretmenlerin
kullandıkları dili çok iyi bilmeleri gerekir. Bu
nedenle, hangi düzeyde ve hangi bilim alanında
olursa olsun, bütün öğretmenlere çok iyi bir Türkçe
öğretimi vermelidir. Dili, kuralları ve zengin
kelime dağarcığı ile öğrenmek yetmez; aynı zamanda
öğretmenin diksiyonu da mükemmel olmalıdır.
Telaffuzu, vurgulamaları, ses tonu gibi özellikleri
de mükemmel olmalıdır.
Dilin iyi kullanılabilmesi sadece yukarıda sayılan
özellikleriyle olmaz; öte yandan canlı, heyecanlı ve
akıcı bir anlatım, gerektiğinde jest ve mimiklerle
dilsel anlatıma yardımcı olabilmelidir.
Öğretmen derse başlamadan önce, karşısındaki öğrenci
grubunun yaşını, zihinsel seviyesini, bilgi
düzeyini, ilgilerini v.s. öğrenmeli; hattâ bunun
için giriş yoklaması yapmalıdır. Ancak burada bir
sınav havası vermeden ve öğrencileri sıkmadan,
sadece derse zemin teşkil etmesi için bir kontrol
yapıldığı anlatılmalıdır.
Gene derse başlamadan önce öğrencilerin dikkatini,
anlatılacak konu üzerine çekecek bir film,
fotograf, grafik
gösterimi; problemler üzerinde duran bir giriş
konuşması veya öğrencilere yöneltilecek bazı basit
sorularla işe başlanmalıdır. Öğrenme için motivasyon
şarttır ve hattâ iyi yapılmış bir motivasyon çoğu
kez zekâ kadar önemlidir.
Grup karşısında sadece yere veya havaya bakarak,
gözlerini anlamsız bir sabit noktaya dikerek,
sürekli notları ile meşgul olarak ders yapılmaz.
Öğretmen sürekli grubu kontrol etmeli, dersten
kopmalar sınıfı veya dersin akışını rahatsız etmeye
başladığı an müdahele
etmelidir. Bu müdahele
çok nazik, ama kararlı olmalıdır. Eğer sınıfın
çoğunluğu dersten kopmuş ve disiplin sağlanamıyorsa,
orada zaten ders yapılamaz. Böyle durumlarda
öğretmen kendi hatalarını, konuyu veya sınıfın
fiziksel atmosferini kontrol etmelidir.
Büyük gruplar karşısında ders yaparken gerek
öğretmenin bulunduğu yer gerekse öğrencilerin oturma
düzeni de son derece önemlidir.
Anlatım metodu ile yapılan derslerde, öğrencilerle
mutlaka güzel diyaloglar kurulmalıdır. Miting
meydanlarında bile, politikacıların halkla
kurdukları soru-cevap veya slogan diyalogunun
toplantıyı ne kadar güzelleştirdiği görülmektedir.
Daha küçük gruplarda da, arada sorulacak veya
sordurulacak sorularla başlayan diyalog dağılan
dikkatleri toplayacak, öğrencilerin derse
ısınmalarını ve düşüncelerini aktifleştirmelerini
sağlayacaktır. Bu şekilde soru-cevap tekniği,
öğrencilerin yanlış anlamalarını da engelleyecek
veya yanlış anlaşılabilecek konuları düzeltme imkânı
sunacaktır. Ayrıca, önemle vurgulanmak istenen
yerler birkaç kez tekrar edilmelidir.
Anlatım yoluyla ders yapan öğretmenin genel kültürü
de çok geniş olmalıdır. Bu, sınıf atmosferinin
bozulduğu zamanlarda sınıfın derlenip toparlanması
için veya yeri geldiğinde yapılacak nazik şakalar,
fıkralar veya güncel sorunlar üzerinde birkaç
dakikayı geçmeyecek
sohbetlerle öğrencinin tekrar derse hazır hale
getirilmesi sağlanabilir. Ancak burada şuna da
dikkat etmelidir: Anlatıım
metodunda bir derste anlatılacak konu iyi seçilmeli
ve sınırlandırılmalıdır. Her şeyin bir derste
anlatılamayacağı unutulmamalıdır. Uzmanların
önerisi, bir derste 5-9 ana nokta üzerinde
durulmasıdır.
Her dersin sonunda ya
bir değerlendirme konuşması yaparak veya küçük
yazılı veya sözlü yoklamalarla konu derlenip
toplanmalıdır. Öğrenciler genellikle sınavlara
yönelik ders dinledikleri için, anlatılan konunun
soru haline getirilmesi dersi daha çekici kılar.
Hattâ anlatımın içinde bile, o kısımların ilerde
nasıl bir soru haline getirileceği bahsi açılırsa,
bütün öğrencilerin o kısımları "can kulağı ile"
dinledikleri görülecektir.
Bu metodla kullanılan
teknikler:
Konferans: Bazı eğitim çevrelerinde, konferans
şeklinde ders vermenin kötü bir
metod olduğu, eğitimbilimi prensiplerine ters
olduğu şeklinde bir kanaat vardır. Hattâ konferans
tipi ders anlatmanın ne kadar kötü olduğunu anlatan
kişi de o anda kötü bir konferans veriyor olabilir.
Oysa bazı kişiler yüzlerce kişiyi hiç sıkmadan ve
vermek istediği mesajların tamamını verecek şekilde
güzel konferanlar
verebilir.
Tecrübe ve gözlemlerimiz, konferansın kalitesinin
önemli ölçüde onu veren kişinin yeteneğine, o andaki
havasına, konuya ve dinleyici kalitesine bağlı
olduğunu gösteriyor. İyi bir konferansçı:
Anlatacağı konuyu çok iyi bilmelidir. Ancak bu
yetmez; çünkü bazen kendi konusunda uluslararası
uzman olan bir kişinin, kendi konularında çok kötü
konferanslar verdikleri görülmüştür.
İyi bir konferansçı zamanı kullanmada, topluluk
karşısında gezinmede, jest ve mimiklerinde, ses
tonunu kullanmada ve kendisine yardımcı
araç-gereçleri kullanmada da usta olmalıdır. Her
öğretmenin tiyatroculuk yönü olmalı, anlattığı şeyi
zevkle anlatmalıdır. Konferans tipi ders üzerinde "Dr.Fox
Etkisi" unutulmamalıdır.
Anlatacağı konuyu çok iyi plânlamalı, açık ve kısa
cümlelerle konuşmalıdır.
Konuşması uygun bir hızda olmalı, sesi çok açık
olarak işitilebilmelidir.
Dinleyicilerin büyük çoğunluğunu her an kontrol
edebilmeli, bunun için bir köşeye, bir gruba değil,
her zaman genele hitap etmelidir. Gerektiğinde
ilgiyi çekebilmek için soru sormalı veya soru
sorulmasına izin verip, gelen sorulardan konu ile
veya sınıfın geneli ile ilgili olanları
cevaplândırmalıdır |
|
|